Sinirliyim!
Duvarlardan korkmasam yumruklardım yine..
Ya onların da sabrı tükendiyse? Ya onlar da beni yumruklamaya başlarsa artık?
Haklılar ayrıca, sinirimi bozan nokta da bu zaten..
Yıllardır kime kızsam onlara çattım.. Babamın evde uyguladığı diktatörlük sisteminin aynısı.
Ben babamı yumruklamayı aklımdan geçirdiysem onlar da pekala aynı tepkiyi verebilirler.
Hem sanırım onların parmakları kırılmaz, elleri acımaz bana vururken.
O yüzden efendi efendi sigaramı yakıp titrememin geçmesini bekliyorum.
Camı açıyorum ve odayı havalandırıyorum nefes alabilmek için.
Aslında yeterli oksijen var odada, ama ben alamıyorum belki de.
Bazen nefes almayı unutuyorum masamın üstündeki en sevdiğim hiçbişeyime bakarken.
Sonra derin bir nefes alıyorum nikotinle karışık.
İki saniyeden daha uzun süre baktığım herşeye tekme atmak geçiyor içimden.
Ama yapmıyorum tabi ki. Yoksa bu yazıyı okumazsınız. Hayır yapmadım öyle bişey!
Deli falan değilim. O sandalye bana öyle bakmayacaktı!
Neden sinirli olduğumu unutup başka şeylere sinirlenmeye başlıyorum ara ara.
Kolonya şişesinin boş olduğunu görüp şişeyi kırmayı geçiriyorum içimden..
Ya da bir şarkı dinliyorsam içindeki anlamını bilmediğim kelime yüzünden öfkelenip kapatabiliyorum.
Sinirliyken insan içine çıkmam pek. İçimdeki insan dışarı çıkarsa bu hiç hoş olmaz çünkü.. Denedim çünkü.
Odama kapanıp sessizce düşünüyorum, neyi düşündüğümü unutacak kadar kontrolsüzce.
Rüya görmek gibi bu biraz, kafanda kurarsın ama herşeyi sen belirlemezsin.
Hayal kurmaktan bahsetmiyorum!
Koltukta otururken salondaki çekyatta uyanıp mutfakta kendinle çarpıştın mı hiç?
Kendime sorular sorup nefret ettiğim cevaplar alıyorum, yer yer dalga geçtiği oluyor benimle sayın kendimin.
Küçükken moralim bozulduğunda yatar, uyur ve geçmesini beklerdim. Geçerdi.
Şimdi sorunlar modafinil etkisi yapıyor. Sorunlar mı büyüdü ben mi büyüdüm bilmiyorum.
Büyümeli miydim? Onu da bilmiyorum. Sadece artık yalnızca üşüdüğünde titreyen bir insan olmak istiyorum.
Genelde tek başına hiçbirşey beni sinirlendiremez.
Ama sabah 8-9 gibi babamı aradıysam, sonra yattıysam
Ve anlam veremediğim şekilde
Yatarken taa dip odadan senin telefon alarmınla uyanıyorsam, hele ki bu alarm fenerbahçe marşıysa bittin demektir.
Bitersin ve haberin olmaz işin kötüsü. Duvarların haberi olur, o sinirle kalkıp yaktığım sigaranın haberi olur..
İçime atarım seni ve orda büyütürüm.. Bir gün hiç beklemediğin bir şekilde hayatınla oynarım belki.
Ya da içime atarım, sen orda büyürsün, büyürsün ve hiç haberin olmaz birkaç saat seni nasıl öldüreceğimi planladığımdan..
Bitersin yani. Bitmiş olman sana zarar vereceğim anlamına gelmez. Ama bitersin.
Çevremde henüz bitmemiş bikaç arkadaşım var hâlâ. Net çıkar ilişkisi var arada bazılarıyla.
İnsan bilinçli kullanılınca bunu sorun etmiyormuş meğer. Sorun kullanıldıktan sonra farketmekmiş.
Ya da hiç farketmemek, en güzeli.
Mutlu bir insan olmak salak bir insan olmak demektir. Gözlemlerle ve tecrübeyle sabittir.
O yüzden mutlu olmak için kasmıyorum artık.
Hem mutlu olursam çok gereksiz bir insan olurmuşum gibi geliyor bana.
Hayat doğumdan ölüme kadar mutlu olmaya çalışarak geçirilen zaman kaybı değilse nedir?
Çok mu fazla düşünüyorum? Çok mu fazla yorum yapıyorum hayatla ilgili?
Lustralden ayrılalı iki yıl oldu, hâlâ izlerini taşıyorum..
Hâlâ bir yanım sakin sakin ve boş boş düşünüyor diğer yanım telaş yaparken..
Şu an sinirli değilim, ama lütfen, lütfen kısın o lanet olası televizyonun sesini!
Sefa Özçelik
Dön dedim. Dön.
YanıtlaSilbir sinir anca bu kadar edebiyatik anlatılabilir :)
YanıtlaSiltebrikler yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum