Acı bir kahvenin ardına kalan yürek kabarmasıydı aşk.
Bağımlısı oluğunuz kumar masaları ve her gece uğradığınız içki sofralarıydı.
Aşk günahkârlıktı. Suçlu bakışların teslim olduğu..
Kodese atılmayı hak eden kalplerdi. Her defasında bir zümrütane gülüşü daha çalan..
Aşk mahkûmluktu, aşk masumluktu ve aşk en çok da mağdurluktu.
Birinin nefesine bile bile muhtaç olmaktı.
Geceleri gözlerine bir türlü girmeyen uykuydu.
Düşünmekti belki de. Hemde saatlerce, günlerce, bitmek bilmeyen dilimlerce..
İnsanoğlu aşkta şansız, sevgide arsız, duyguda kansız ve hep bu yüzden yalnızdı.
İlk aşkımı hatırlıyorum da..
Kağıt üzerindeki çöp adamdı. O hissi tanıdığım ilk günden beri değişmeyen tek şeydi çizgisi olan adamlara aşık oluşum.
Duruş, sağlam bir duruş hayat sularında yüzen bir adamın bana kulaç atması gibi bir şeydi..
Nankördü aşk. Kabullenerek terk etmekti kendini. Bir başkasına elin kızına/oğluna teslim etmekti tüm benliğini..
Yalnızlıktı aşk.Yanan ateşlerde nefreti bile paylaşamamaktı..
Tüm kırılganlıklarını akşamdan vazoya koyup su koymadan solup gidişini beklemekti belki de..
Yıldırım düşmesiydi aşk. En kör vaktinde gözlerini kamaştırırdı.
Makyajını silmeyi unatan bir kadındı. Akan rimeli dağılan rujuyla tüm çıplaklığını hissettirirdi.
Şehvetliydi, gösterişliydi aşk..
Telefonunun ne zaman çalacağını ve onun seni ne zaman arayacağını bilebilirdin.
Kimin kollarında, hangi tenlerde, seni aradığı vakit nerede yattığını bilemediğin gibi..
Sevgilinin telefonunda duyduğun bir kız/erkek sesiydi aşk..
Kırıcı, arsız ve kirli..
Düğmesini basınca kollarını açan oyuncak bebeklere benzerdi. Pilini çoktan çöpe attığım..
Aşk gözlerinin göremediği her yerde suçlamaktı, suçlanmaktı. Savunma yapmadan kellenin uçurulmasıydı hatta.
Hapisti aşk. F tipi koğuşların alçak tavanlarında tek bir “göz”de yaşadığın..
Ve aşk aşık olduğunda binlerce tanım yaptığın, her tanımın hafif düştüğü ucuz hayat kadınlarıydı..
Kabullensen de kabul edemesen de arkadaş!..
Pelin Yılmaz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Okuyoruz Çünkü..!