13 Mayıs 2011 Cuma

Yalan..

Hayat kurtaran yalanlar var.
İyi niyetle söylenen yalanlar var.
Bencilliğe alet olan yalanlar var.
Gururuna esir olduğun için söylediğin yalanlar var.
Düşünmeden kurduğun cümlelerin seni esir almasını önlemek için söylediğin yalanlar var.
Neden söylediğini bile bilmediğin yalanlar var.
Utandığın için söylediğin yalanlar var.
Zaman kazanmak için söylenen yalanlar var.
İnanarak söylenen yalanlar var.
Yalan olduğundan haberin olmayan yalanlar söylüyorsun belki de..

Ben de bir yalancıyım. Sen de öylesin.
Yalan hepimizin hayatının bir parçası.
Dürüst dediğimiz insanlar ya çok şanslılar ya da iyi yalan söyleyen insanlar gerçekten.
Yalan en kolay yoldur çoğu zaman.
Hani bir film izlersin, çok beğenirsin ama yine de eklemek istediğin şeyler vardır ya;
Yalan söylerken belirli sınırlar içinde sınırsız özgürsün işte.
En beğendiğin şarkıcının lisedeyken sevgilin olduğuna inandırabilirsin insanları,
Ya da aldığın bursla zor geçindiğini bilmeyen birine büyük bir holdingin varisi olduğunu söyleyebilirsin,
Çok büyük futbol kulüplerinin altyapı takımlarından saçma bir şekilde ayrılan onlarca arkadaşım var,
Ailesini üniversite okuduğuna inandırıp boş gezen arkadaşlarım var,
Her hafta halısaha maçına giden çapkın büyüklerimiz var mesela,
Çevremde iktidar partisine oy veren hemen hemen kimse yok ama o parti bu ülkenin yarısının oyuyla iktidar.

Yalan söylerken herkesin gerek duyduğu şeyler var;
Bir özne, bir zaaf, bir tutku, bir duygu, bir ihtiyaç, bir amaç.. vs.. vs.
Her yalanın bir bahanesi var. Herkesin bir açıklaması var.

Ama en önemlisi de inanacak kişiler lazım yalan söyleyene.


Şimdi burdan konuyu bağlıyorum ey inananlar,
"Yalanların on par'etmez şu bendeki enayilik olmasa"

http://www.biortam.com/mesaj_goster.asp?id=3765   
yukarıdaki linkte yalanları anlamakla ilgili profesyonel gözlemler ve ipuçları var, belki lazım olur.


Sefa Özçelik

6 Mayıs 2011 Cuma

Kadın Erkek Eşitsizliği

Öyle karışık cümleler kurup kafanızı yormaya gerek var mı? Yok bence.
Yazasım geldi yazıyorum.
Aslında bazı sorular var aklıma takılan. Cevaplarından çok daha önemli olan sorular.
Kadınları çözebilen, anlayabilen var mı aranızda mesela?
Erkekler ikiye ayrılır, sonra da maç yaparlar. Basittir erkekler. Anlaşılması kolaydır.
Belki de bu yüzden kendini ifade etmeyi beceremeyen gerzekleri gizemli sanıp üstüne atlayan kadınlar var.
Kadın erkek eşitliği, kadınlara özgürlük diye farazi nutuklarla yıllardır beynimizi yiyenler de bilir aslında;
Kadınların asla erkeklerle eşit olamayacağını.
Olamazlar, olmamalılar. Kadınlar her zaman daha üst mevkilerde, hep daha rahat, hep daha güçlüler.
Bir erkeğe her istediğini yaptıramayan kadın henüz kadın olduğunun farkında değildir bence.
Evlenme teklifini erkek yapmak zorundadır mesela. Düşünsenize kız istemeye gitmek diye bi'şey var.
Sosyal statü olarak hep erkeklerin gerisinde olmalarının sebebi de önde olmaya gerek duymayışlarıdır.
Elinde maşa varken közü elinle almana gerek yok.
Eşitlik bunun neresinde. Kadın daima el üstünde. Eşitlik işlerine gelmez aslında.
Ayrıca fizyolojik özelliklere bakılırsa eşitlikten bahsetmek imkansız. Denklik? Belki.
Ha kocasından dayak yiyen ezilen zavallılar yok mu? Var.
Fakat, eşinin parmağında oynatılan, sömürülen zavallı erkek sayısı dayak yiyen kadından az mıdır? Bu tartışılır.
Ben fiziksel şiddete maruz kalmayı duygularımın piç edilmesine tercih edenlerdenim.

Sefa Özçelik